19 Nisan 2021 Pazartesi
BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR? -2

BİR ÜLKEDE İPİN UCU KAÇARSA NE OLUR? -2

Bir ülkede ipin ucu kaçarsa ne mi olur, neler mi?

Önce -ister ince ister kalın- sosyoekonomik, sosyopolitik ve sosyokültürel manada, bizi birarada tutan hukuksal ve sosyal ipimiz (bağımız) kör düğüm olur… Bu hayati (yaşamsal) ip kördüğüm olunca da normalde olması gereken şeyler ‘’Arap saçından beter!’’ olur. Dakik bir saat gibi işleyen sosyal düzen rayından çıkar…

Yani ne mi olur, neler mi olur; bir bakalım!

Şöyle ucundan kıyısından kör düğüm olan ipin sorununa değinecek olursak, bir yandan da kör düğümün ne kadar çok ucunun olduğunu görürsünüz…   

Bu uçlardan herhangi birini çekerseniz bir diğerine dolanır; dolanan ipleri açmak için hangi ucu tutarsanız tutun onlarca parça avuçlarınızda kalır…

Bu kördüğüm olan ipin can alıcı parçalarını şöylece sıralayabiliriz:

-Sınırları kan ile çizilmiş olan vatan toprağı ve vatanın (ülkenin/memleketin) tarihsel değerleri ve de anlı şanlı kahramanları ve kahramanlık destanları vardır…

Ulusal bir ordu ile emniyet ve güvenlik teşkilatları ve de ulus bilinci vardır; tasa da kıvançta ayrısız/gayrisiz birliktelikler vardır…

Gönderde özgürce dalgalanan Ay Yıldızlı bayrağımızla, İstiklal Marşımızla ve ilkokullarda okunan “Türküm, doğruyum, çalışkanım” andımız vardır…    İlkokuldan üniversiteye kadar -ilim bilim, fen öğrenimi gören- eğitim ve öğretim kurumları vardır… Ama son bir yılda ilk, orta ve lise ile üniversiteliler de virüs pandemiden ötürü öğrencilik zevkini –yeterince bile olsa- yaşayamıyorlar… İnternet ile uzaktan uzağa ders olur da, kişilik gelişmesi zor olur…

Başta camiler olmak üzere tüm dinlerin mabetleri (ki camiler, kiliseler ve havralar) dini etkinliklerini saygı çerçevesinde sürdürebilmelilerdir… Virüslü ip bitleri bu kurum ve kuruluşları kâh kemirir, kâh çürütür kâh da pörsütürken -nançlı bir şekilde- dimdik ayakta durmak da bir meziyettir…

-Anlı sanlı devlet vardır, hükümet vardır, kabine vardır… Parlamento vardır… Devleti yönetecek olan, vatandaşlar tarafından seçilmiş olan bir siyasi parti ya da koalisyonlu bir hükümet vardır… İktidara aday siyasi partiler vardır… Muhalefet vardır… Anayasal düzen vardır… Parlamenter sistem gereği bir ya da iki partinin ortaklığında kurulan bir ve yaşatılan bir hükümet şekli vardır… Cumhurbaşkanlığı makamı vardır, bakanlar kurulu vardır… Meclis oturumları vardır; millet adına yasalar çıkarılır; sosyopolitik, sosyoekonomik ve sosyokültürel konularda yeni ve çağa uygun icraatlarda bulunulur… Anayasa da hak, hukuk, adalet vardır…  Vatandaşlık/insanlık hakları vardır… İş ve işçi kurumları vardır… Yasal çerçeveler içerisinde ekonomi birimleri vardır… Ama kurumsal ve resmi kuruluşlar partizanlık atamaları ile liyakatsiz yandaşlar her konuyu Arap saçına döndürürler…

Ve kör düğüm olmuş olan ipin uçları ki; yeme içme, giyinip kuşanma, araştırma inceleme kurum kuruluşları vardır… Yaşam zorluklarını basite indirgeyen yenilikler sayesinde yaşamı bir kat daha anlamlaştıracak ve de kolaylaştıracak olan -küçüklü büyüklü- teknoloji ürünleri üretilmektedir… Tarımsal ve hayvansal gıda ürünler de günden güne yeni pazarlar oluşturmaktadır; çok kez ipin uçuna dolansalar da…

Özetle sıralarsak, ip kör düğüm olmazdan önce ve sonrasında dakik saat gibi işleyen sosyoekonomik gereksinmelerimiz vardır…

Üretim ve tüketim vardır… İthalat ve ihracat vardır… Para kurumuz vardır… Borsamız vardır ve o borsalarda -an içinde inen ve çıkan- döviz kurları vardır… Faiz vardır faiz; “ev yıkan, yuva dağıtan” türden… Bütçe açığı ya da fazlası vardır… İç ve dış borçlar vardır…

Ülke ekonomisinin kör düğüm olan ipinin birçok ucu yokluğa ve kıtlığa uzanır… Kara para getirimcileri faizin cücüğünün de cücüğünü talep ederler… İslam ülkelerinde dinen günah addedilen faiz,  kör düğüm olmuş olan ipin ucunu, hareyi şare getirerek amentü duasıyla aklanmaya çalışılır…

           Çünkü kördüğüm olmuş iplerin en hassas ve elzem olanlarından biri yaşam standardı göstergemiz olan ekonomidir ve bu birim çoktan da çok kırılgandır…  Emek vardır, sermaye vardır; işçi vardır, patron vardır… Sendika vardır, aklı karalı… Ekonominin olmazsa olmaz -bin türlü- kavramsal ve sosyal değerleri vardır. Kapitalist üretim değerleri hususunda mal ile hizmet hem öncelikli hem de elzemdir… Arz ve talep vardır ki borsalar para kuru değerlerini an be an bildirirler…

Kördüğüm olmuş ekonomi ipinin büyüklü küçüklü parçalarını menkul değerlere sunarlar; “alan razı satan razı” pazarlamasıyla…

Üretilen, satılan malın etiketlendirilmesi ve kalitesinin belirlenmesi vardır ki kaliteyi de belirten kör düğümlü ip etikettir… Malın, üretimin ve hizmet üreticilerinin emek karşılıkları vardır… Ekonomide üreten ve tüketen, standartlar ölçüsünde ambalajlayanlar ile pazarlayanlar vardır… Sermayedarlar ile emekçiler vardır; birine sermayedar (ya da patron), birine de emekçi (ya da işçi) denir. Bu ikilinin birincisi gerek toprak; bağ, bahçe, tarım alanları ile kanatlı ve dört ayaklı hayvan üreticileri girer… Bu tarım ve sanayi ürünleri insanoğlunun yaşamsal değerlerini oluşturur… İnsanoğlunun yaşaması için gerekli olan kimyasal ve gıdasal birçok türden demir metal, çimento, yapı araç gereçleri türünden maddelere de ihtiyaç duyar, insanlar ki bu maddeleri -küçüğünden büyüğüne fabrikalardan, imalathanelerden ve sanayi kuruluşlarından temin ederler…

Bu saydığım/sıraladığım tüm kurum ve kuruluşların ile ülkemizin değerleriyle ekonomik birimlerinin yarısından fazlası ya kifayetsizdir ya da ihtiyacı karşılayamayacak türden yetersizdir…

İp yumağı kör düğüm olmazdan önce birçok ülkeye ihraç eden ülke iken şu günlerde ithal eden ülke olduk… Şu günlerdeki pandemi ortamı istesek de istemesek de ekonomik dengeyi sağlamak mümkün olmamaktadır… Düşününüz ki pandemi ortamıyla birlikte Kördüğüm olan ipin ucu acizliği ile birlikte sebze/meyve ile tarım ürünlerimizi yüzde 40’lardan yüzde 90’lara ithal ediyoruz…  

Orta ve küçük esnafların yüzde 50’si iflasta…

İnsanların yolculuklarını gün be gün, saat be saat kısaltan gerek karada, gerek denizde gerekse de havada uçan araçlar ekonomik teknolojilerdir…

İnsanoğlu gün be gün, neredeyse “deh beygirim deh” demekten kurtulmuştur…

Günümüz Kapitalist toplumlarında iki temel sosyal sınıf vardır; Burjuvazi ile proletarya, yani işveren ile işçi sınıfı vardır… Biri sermayesi, bir de emeğiyle mal (emtia) üretirler…

Ve küçük burjuva dediğimiz küçük işlikleri (atölye, hızar, çulcu, manifaturacı vb) ile küçük ölçekli işletmeler ile attar bakkal dediğimiz toptan ya da perakende satış yapan işyerleri vardır…

Ve şu günler için de Coronavirüs’lü pandemi günleri ve ayları kör düğüm olan ipliğin hastalıklı uçlarıdır; bulunan aşı, tamamen virüse üstün gelene kadar ne ekonomi ne de sosyal yaşam, kördüğüm olmuş ülke ipinin yalnızca ve yalnızca sağlığa indekslemesi dahi normal sayılmalıdır…

Not: Köşe yazımızın 3. Bölümünde: “Ulusal ekonomiyi düze çıkarıp, paramızı pul olmaktan kurtarabilir miyiz? Yoksulluğu, işsizliği sıfırlayabilir miyiz? 2023 yılında “uzay yarışında biz de varız” diyebilir miyiz? Karadeniz havzasında “bulduk” denilen doğal gazı çıkarıp, üretime geçebilir miyiz? Anayasamızın ilk dört maddesine sadık kalınarak yeni bir anayasa metni yazılabilinir mi?” türünden konulara değineceğim, saygıdeğer okurlarım.

16.02.2021 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

ORUÇLUYUM, ORUÇSUZ OLSAM DA…

İFTARLIK NİYETİNE…

İNSAN YETER DEMEYİ BİLMEZ…

ANKETLİK SORULAR: HALİMİZE AHVALİMİZE ÖZGÜ…

BEN DUYARLI BİR VATANDAŞIMDIR…

SİZİ BİLMEM! AMA… BİZİM KUŞAK DOLUDOLU YAŞADI…

İNSAN İNSANLIKTAN ÇIKINCA…

HERŞEYİN BİR ZITTI VARDIR…

DUYARLI İNSAN OLMAK!