3 Aralık 2020 Perşembe
BİRAZ SERİNLEMEK İSTER MİSİNİZ?

BİRAZ SERİNLEMEK İSTER MİSİNİZ?

 Başlığı görünce bir tatil köyü tavsiye edeceğimi düşünmüş olabilirsiniz!

     Ya da şırıl şırıl akan, yürekleri gümbürdeterek yukarıdan aşağı su havzasına düşen her damlası temiz bir şelale...

     Veya yaylada bir çardak altı; Yörüklerin ayak izlerini takip ederek Anadolu güzelliği ve bereketinin doğallığı ile bütünleşmek...

    Eylül’ün son iki haftası tatilciler için, ülkemizin her karışı cennet mekân alanlardır…

     Ama değil...

    Korona Virüs, Covid-19, Kene, Zatürre, Grip şöyle dursun… Tatil için -özellikle- para gerek; özellikle de emekliler ile asgari ücretiler için…

    Ekonomi birazdan bozuktu, Korona Virüs de üstüne -çokça- tuz biber ekledi! Üstelik paramız günden güne pul olmaya başlamıştı! Dolar ile Euro’nun yükselmesi ise işsizler ordusuna her gün için birkaç manga daha katılıyor; baş müsebbip Korona virüs ile Covid-19 addedilse de… Elektrik, doğal gaz ve su başta olmak üzere -otomatikman- her şeyin üstüne zam da geliyor, gam da…

     Biliyorum ki çoktan da çoğunuzun bir tatil (dinlence) olanağı -şu günler için- yoktur; belki de birçoklarınız yıllardır tatil eğlencesi ve dinlencesinden mahrumsunuzdur...

     Hele de çok çocuklu ve dar gelirli bir aile iseniz, yaşam (daha doğrusu geçim) alanınızın dışına çıkmanız ‘sizin için yerine getirilmesi’ imkânsız bir masraf ve borçlanma eylemidir.

    Bizim toplumda, dinlence (tatil) kültürü cumhuriyet döneminden sonra gelişmiştir.

     Çağdaş insanlar, bir sezonun yorgunluğunu üzerlerinden atmak için ‘doğal güzellikleri olan değişik yerlerde’ birkaç günlüğüne tatil yapmak ihtiyacı duyarlar... Ki bu yaşamsal bir gereksinimdir! Zihinsel ve bedensel yıpranmışlığın onarılması için, her çalışan insan tatil yapma ihtiyacı hisseder; iş-güç stresinden uzak huzurlu bir ortamda dinlenmek ve eğlenmek ister!

     Ülkemiz coğrafyasının neredeyse tümü bu konuda bir cennet örneklemesidir.

     İster kış günleri için, ister bahar ayları, isterse de uzun yaz günleri boyunca gidip görebileceğiniz birçok tarihsel ve doğal güzelliklerimiz vardır; ülkemizde; turizm cennetini andıran yerler…

    Kıyı şeritlerimizdeki tatil köyleri mi dersiniz, güneşin ve kumsalın en güzelini mi ararsınız, dağlarımızı, göllerimizi mi istersiniz; dinlencenin binbir türlüsü ‘doğal bir nimet olarak’ bizde mevcuttur, ama nüfusumuzun yüzde yetmişleri ‘maalesef’ burunlarının dibindeki bu tatil beldelerine gitme olanağından yoksundur.

     Hele de bölgemiz insanları için...

     Tatil de deseniz, tebdili mekân da: “Memleketin içi, peksimetin üçü” derler; başta para olmak üzere, şartlarının ve koşullarının elverişsizliğini gizlemek için!

     Bu konuda (içine girişimcilik ruhunu ve yenilikçiliği de ekleyince) bizim bölge insanımız için boşuna söylenmemiş birçok özlü söz vardır:

     -Yediği pekmez, gördüğü Antep...

     -Yediği karpuz gördüğü Diyarbekir...

     -Sağda solda sürtme, avludan dışarı taşma...

     -Gitçen gitçen de sanki suyu Alleben’den temiz yere mi gitçen...

     -Bu işin kesat zamanında “deniz deniz” deyip tutturma, canın çimmek istiyse Nizip Çayı da yeter, Fırat Nehri de...

     Bizim insanımızın çoğu dinlenceyi, eğlence olarak anlar, yorumlar, uygular.

     Bundandır ki, her tatil yada eğlence sonrasında; ‘sonunda yorgunluğu yanına kar kalır’ der ve ekler: “evim, evim güzel evim!.. Senden başka yerde huzurlu, rahat yer yoktur!”

     Hoş! Bir de üstelik ki bu da biz doğululara ve güneydoğululara özgüdür ki bizim insanımız tatile ve eğlenceye özellikle arkadaşlarıyla gitmeyi daha çok sever ve isterler.

     “Avrat-uşakla da tatile mi gidilir miş” diyenlerin sayısal çokluğunu tahmin bile edemezsiniz!

     Zampara bir milletiz ya, o da bu meziyetimizin ‘eğlence ve tatil kültürüne özgü’ göstergesi olsa gerek...

xxx

     Yazımın içinde siz okurlarıma“Biraz serinlemek ister misiniz?” dedim ama hâlâ sıcak geçmiş başınıza, bir tas soğuk su dökememiş gibiyim!

     Çünkü onu siz üstlenip uygulayacaksınız!

     Hele de hele, tatile gitme olanağından yoksunsanız...

     Benimki bir tavsiye olacaktır; sıcaktan bunalanlar için, sıcaklığın etkisini kırma ve terinizi soğutma açısından...

     Hem de ucuz tarifeli...

     Hem de bir şeyler öğrenerek; bilginizi, görgünüzü arttırarak...

     Hem de yıllardır gülmeyen ve kınından sıyrılmış bıçak gibi keskin yüz hatlarınızı yumuşatacak ve yüzlerinizde gülücükler açtıracak türden...

     Hatta birçoğu “Güleriz ağlanacak halimize” türünden örneklerle dolu olsa da...

     Mizah kitapları okuyunuz, derim.

     İnanınız, bu sıcak havalarda her mizahi cümle bir tas soğuk sudan daha çok serinletecektir sizleri.

     Okuyun ve tespitimi kendinizde deneyin. Serinlemek hususunda yanılmadığımı görün!

xxx

     Bizim mizah yazarlarımız ve karikatürcülerimiz dünya çapında değerlerdir.

     Onların eserlerini okuyanlar, kış günleri içlerini-dışlarını ıstırlar, yaz günleri de serinlikleriyle rahatlarlar...

     Hele de şu son sıcak yaz günlerinin tümünde ‘neredeyse her cümlesi’ bir tas soğuk su ya da suyu kesilmez duş altı gibidir!

     Siz yeter ki elde edip okuyun, hangisi elinizin altındaysa, yoksa hangisini bulabilirseniz! İster Rıfat Ilgaz olsun, ister Orhan Kemal, Aziz Nesin, Can Yücel, Şemsi Belli, Muzaffer İzgü, Tekin Aral, Kandemir Konduk, Sulhi Dölek, Gani Müjde, Yılmaz Erdoğan veya ‘yer sınırlamasından ötürü’ adlarını burada sıralayamadıklarım birinin ya da birkaçının elinizin altında olsun...

     İnanın ki tümünün eserleri sizi zihinsel olarak rahatlatır ve serinletir; kültürel bilgi birikimi yapmanız hususunda...

     Yeter ki, bu sıcak havalarda ‘özellikle bilmediğiniz konularda’ tartışmayın ve de nizalaşmayın...

     Hele de hele kör fanatiklerle siyasi tartışmalar yapmayın...

     Öğle güneşi altında ‘uzun mesafeli’ yürüyüşlerde bulunmayın, güneş altında korunmasız, maskesiz ve mesafe sınırlarını aşmasız çalışmayınız...

     Ve tavsiyeme uyup mizah kitapları okuyun; bu olanaktan da yoksunsanız ‘en azından’ eşin dostun anlattıkları fıkralarla serinlemeye çalışın!

3.10.2020 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

GAZETECİLİK ve DÜRÜSTLÜK ZOR ZANAATTIR!

EKONOMİ HABERLERİNDEN BİR GÜL DESTE

AKIL MANTIK KÖR ANAHTARLA KİLİTLENİRSE…

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

ÜÇ MAYMUNA MI DÖNDÜRÜLÜYORUZ!

SORUNLAR YUMAĞINA DÖNDÜK…

TATMİNSİZLİK ÜSTÜNE…

10 KASIM: ÖLÜMSÜZLÜK GÜNÜMÜZDÜR…

İNSANLIĞA KATKI DA NE DEMEK?