3 Aralık 2020 Perşembe
DEMEK MÜSEBBİMİZ ATATÜRK DEVRİMLERİ TRAVMASIYMIŞ

DEMEK MÜSEBBİMİZ ATATÜRK DEVRİMLERİ TRAVMASIYMIŞ

Ben de merak edip duruyordum: son on yıllarda, ülkemizdeki, sosyal, kültürel, eğitsel konu ve sorumluluk alanlarında; ilkokulundan üniversite öğretmenlerimiz ile kutsal kitabımıza bağlı din adamlarımız da dâhil; politik değişim ve gelişmelerin her türündeki ‘eksi yönlü gidişatın’ gerçek müsebbibini arayıp duruyordum!

       Meğerse neymiş? ‘Travma’ imiş...

         Ne tür bir Travma (yani sarsılma)? Çok yönlü: Beyin incinmesi de diyebilirsiniz, düşünsel ve mantıksal olarak... Ruhsallık travmasıda diyebilirsiniz, zihniyet bozukluğu Travması da.

         Kökü taaa Ulusal kurtuluşumuzla birlikte başlatılan kuruluş ilkesi ve devrimlerine dayanan türden bir Travma!

         Kim tespit etmiş? AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski HDP milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat.

         Kime demiş? New York Times’a.

         Ne demiş? ‘’Atatürk devrimleri Türk toplumunda (Türk halkında) Travma yarattı. Bir gecede kıyafetlerini ve dillerini değiştirmeleri söylendi. İnsanların inançlarını yaşamalarına engel olundu.’’

         Yani, o günden bu yana çektiğimiz tüm genel ve sosyal sıkıntıların müsebbibi, Sayın Fırat’a göre neymiş: Atatürk Devrimlerinin yaşama geçirilmesi.

  Dengir Mir Mehmet Fırat 12 Temmuz 2019 yılında vefat etmiştir.

       Yani, Devrim Travması!

         Neticesinde, Türk toplumu bu Travmadan ötürü ruhi açıdan derinden yaralanmış oluyor. Tabi bu yaralanma Pir Sultan Abdal’ın:

           “Yağmur gibi yağar başıma taşlar, ille dostun gülü yaralar beni’’ türünden öte bir yaralanma... Toplumsal olumsuzlukların neredeyse bir asırdan bu yana kalıcı olmasıyla ilintili.

         Kısa bir süre önce:

         Bir TV programında, türbanlı bir kızımız ne demişti:  “Atatürk’ü değil, Humeyni’yi seviyorum. Atatürk keşke vatanı kurtarmasaydı da ‘mealinde’ İngiliz işgali altında kalsaydık. Ben, dini inancımı daha özgürce yaşardım!”

         Şimdi bu açıklamaya, sizce hangi tür Travmaya uygun düşer! Ayak verme Travmasına mı, vay anasına sayın seyirciler Travmasına mı, yoksa kulluk ve kölelik Travmasına mı? Ya da Abooov! Travması mı? Sosyokültürel ve sosyopolitik hangi türden Travma olursa olsun, ama Laik ve demokratik teamüllere rahmet okutur mu? Okutur… İnsana insan olduğunu her an hatırlatır mı, hatırlatır!

         Yoksa, önce travma nedir ve travma çeşitlerine bir göz atıp, sonra siz okurlarım mı karar vermek istersiniz? Bakalım!

         Travma nedir?

         ‘’Travma, yaralanma; dıştan gelen mekanik bir etki ile meydana gelen yara. Bir doku veya organın anatomisini, şeklini ve görevini tamamen veya kısmen bozan lezyondur. Bozukluk mahallî de olabilir, genel de.’’

         Travmatik olaylar kişinin işini de, eşini de, sosyal ve günlük yaşamını da etkiler; kişiyi, anlık ve günlük stres topuna dönüştürür mü, dönüştürür…

         Travmanın üç temel türü vardır: Fiziksel, ruhsal ve cinsel. Ama çeşitleri sıralamakla bitmez.

         Şimdi, yazımızın girişinde yer verdiğimiz iki görüşü toplumsallaştırırsak, nasıl bir Travma örneklemesi çıkar:

         Hazmedilemeyen devrim travması mı?

         Politik açılım travması mı?

         Rejim travması mı?

         Toplumsal tahrik travması mı?

         Geçmişin öcünü alma travması mı?

         Çağdaşlıktan nefret etme travması mı?

         Fitne-fücur travması mı?

         Midesinden bağımlı insan travması mı?

         “İki arada bir derede kalma” travması mı?

           “Erkekle kadın ne hakla ve nasıl eşit sayılabilir ki” aklım almıyor, travması mı?

         “İnsan (özellikle de kadın) hak ve özgürlükleri Ilımlı İslam’a kurban edilecekmiş!” Edilirse edilsin, bana ne travması mı?

         Lâik demokrasiden alerji duyma travması mı?

           Cumhuriyet bizim neyimize? Cümbül cemaat olma travması mı?

         Başka!

        Kaçma travması... Modacı Cemil İpekçinin verdiği gözdağı türünden: “AK Parti kapatılırsa Hindistan’a kaçarım.”

         Darbe travması: Asker ile başladı, yargı ile devam ediliyor, denilen türden… Süngülü travma da denilebilir!

         Kapatma (bir tek iki gözün göründüğü, kız çocuklarından kadınlara kadar tesettüre büründürme) travması: Hilâfetle başlayan, tekke ve zaviyelerle süren; siyasi partilerde devamlılık arz eden ve elan -yer yer- kadınlarda uygulanan, türden.

         Basın travması: İktidar yanlısı olmayan görsel ve yazılı basının yarattığı muhalif görüş travması.

         Ve daha başka!

         Aldatılma travması...

         İşsizlik travması...

         Terör travması...

         Kılık kıyafet travması...

         “Allah, kimseyi gördüğü günden geri koymasın! travması...

         Okullardaki sınav travması...

         Cinsel taciz travması...

         Deprem travması...

         İşkence travması...

         Yangın, susuzluk, kuraklık travması...

         Trafik canavarı travması...

         İş kazaları travması...

           İşsizlik travması

         Olası bir hastalık (gündemde olduğu için) Korona virüs, Covid -19, Zatürre, Grip, kene travması...

         Uyuyunca bir daha uyanamayacağını sananlarda görülen, uykusuzluk travması...

         Şiddete maruz kalma travması...

         İflas travması...

         Yarınlarından emin olamama travması...

         Ekmeğine katık bulamama travması...

         Ülkemizin ve dünyamızın gelecek belirsizliği travması...

         “Biz koyun muyuz’” gibisinden güdülme travması...

         Yapay gündem travması...

         “Bizden mi, onlardan mı?” türünden rengini belli etmeyen kişi ve grupların travması...

         Enflasyon travması...

         “Olmayacak duaya amin” türünden -üç beş senede bir- AB saplantısının gündem yapma travması...

         Bariz avuntu örneklemesine dair: ‘’ABD stratejik ortağımız’’ travması...

         Seç, beğen, al; bünyenize hangisi uygunsa!

         Anlayacağınız, her an, her dakika maruz kalabileceğimiz bir tür travmalar cenderesi içinde yaşıyoruz.

         Tedavi şekli mi?

         Parası olan psikologa...

         Yoksa!

         ‘’Vallahi ben ne bileyim!’’ Travması.

10.10.2020 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

GAZETECİLİK ve DÜRÜSTLÜK ZOR ZANAATTIR!

EKONOMİ HABERLERİNDEN BİR GÜL DESTE

AKIL MANTIK KÖR ANAHTARLA KİLİTLENİRSE…

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

ÜÇ MAYMUNA MI DÖNDÜRÜLÜYORUZ!

SORUNLAR YUMAĞINA DÖNDÜK…

TATMİNSİZLİK ÜSTÜNE…

10 KASIM: ÖLÜMSÜZLÜK GÜNÜMÜZDÜR…

İNSANLIĞA KATKI DA NE DEMEK?