28 Ocak 2020 Salı
ORTAYA KARIŞIK YAZILAR

Veysel KARAYILAN

ORTAYA KARIŞIK YAZILAR

Yalakalık. Diz boyu yalakalık... Kolayına gelenin, tatlı canını üzmeden çözmek için meselesini, sığındığı en kestirme çözümdür yalakalık.

İdealde, delikanlılık hep muteber olsa da, yalakalık hep önünde, delikanlılığın pratikte. Delikanlılığıyla her fırsatta övünen bu toplum, yalakalığa her alanda bu kadar prim verebilir mi....

Bir yazarın dediği gibi; Bir "adam"ın önce omurgası olmalı. Hele hele bu bir iyi eğitim almış ünvanlı birisi ise. Karaciğer, mide, kalp, kaslar, eklemler ve öteki tüm falan filan organlar bu omurganın çevresinde ve ona tutunarak oluşmalı. Mide denen o aç gözlü uzva iki lokma daha fazla girsin diye, öne arkaya eğilip, sağa sola yalpalamamalı. Adam, midesinden düşünüp, ileriye dönük hesaplarının terkisinde geviş getirmemeli. Adam, insan olabilmeli. İnsan adam olabilmeli.

SIRADANLAŞAN HAYATLARIMIZ

Kendi kabuğu içinde yaşamaktan asosyal, öfkeli, soğuk, mesafeli, güvensiz, hoşgörüsüz bireylerden oluşan toplum ister istemez sevgisiz bir toplum oluyor.. Ve gittikçe yüzeyselleşiyor, sığlaşıyor ilişkiler. İnsan kendi kendisine yabancılaşıyor...Ve bu durum gittikçe sıradanlaşıyor..

Estetik kaygılar, nezaket, samimiyet,dostluk gün geçtikçe azalıyor. Mizah duygumuzu yitirdik gülümsemelerimizi unutuyoruz

Belki de bu yüzden insan, insana olan ihtiyacını sanal dünyadan karşılıyor artık. Gerçeklerle kendisi arasındaki yabancılaşmadan böyle kurtarıyor kendini.

Sanal alemin bize sunduğu sonsuz olanaklar elimizin altındayken insani ilişkilere gerek olmadığını düşünüyoruz.

YALANCIYIZ

Yalan söylemek öyle içimize işlemiş ki "Doğru söylemek gerekirse." diye başlarız ve öyle cümleler kurarız.

Neden bu kadar yalancıyız? Hepimiz yalanın ne zaman kabul edilebilir ve ne zaman kabul edilemez olduğunu son derece iyi biliriz. Çoğumuz için yalanlar sadece bize söylendiğinde kabul edilemezdir.

Yalan o kadar ruhumuza işlemiş ki "doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" diye atasözü bile icat etmişiz. "Yalandan kim ölmüş" diyerek adeta yalanı teşvik eder hale gelmişiz.

Yalan, artık yaşamımızın öylesine ayrılmaz bir parçası ki, istatistik yalan söyleme bilimi, ülkede politika, yalan söyleme sanatı olarak kabul edilmektedir. Yalan genellikle eleştiri, reddedilme ve ceza gibi şeylerin verdiği huzursuzluktan ve gerilimden kaçmak için söylendiği belirtilir, fakat birbirimizi kandırmak için söylediğimiz yalanlar daha çoğunluktadır.

KENTE VATANDAŞ GÖZÜ İLE BAKMAK

Marka kent diye yola çıkanlar, kentin itibarını iyi düşünmelidir.

Trafik allak, bullak. Tarihi ve kültürel yerlerin kıymeti yok, okul alanı yok, sağlık alanı yok.

Müsebbibi kimler diye sorulduğunda, yegane cevabı; kenti itibarından yoksun bırakan, kenti değil kendini düşünen yöneticilerden başkası değildir..

Diye alıyoruz cevabı..

Mesele çok, Pahalılık, İşsizlik Suriyeli meselesi, trafik, kültür, eğitim, kaldırım, sağlık ev kiraları gibi birçok mesele...

Vatandaşların istek ve şikayetlerini ciddiye alan, yönetim sürecine katılmalarına imkan sağlayan bir yerel yönetim, vatandaşların hayat standartlarının yükselmesine ve dolayısıyla huzur ve sükun içerisinde yaşamalarına öncülük yapabilir.

Halkın ihtiyaçları ve beklentilerinin yanında gelecek vizyonunu oluşturmak, geliştirmek, halkın belediye ve kamu hizmetlerinden memnuniyet oranını yükseltmek için sosyal projelere ve sosyal hizmet politikalarına önem ve öncelik vermekle mümkün olabilir. Sosyal hizmetlerin merkezinde hiç kuşkusuz insan vardır. Sağlık, çevre, ulaşım, yerleşim, eğitim, kültür, spor ve sanat gibi konulardaki ihtiyaçları giderilerek refaha kavuşturulmuş insan; yaşadığı kenti, kendi çapında bir cennete dönüşmesine katkı sağlayabilir.

27.10.2019 (Veysel KARAYILAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

NASIL OLDUK

İNSANOĞLU

BELEDİYELER DİŞE DOKUNUR PROJELER YAPMALI

YENİ YILA GİRERKEN

GÜZEL BİR YIL OLSUN

ŞUNCU BUNCU

YENİ PARTİLER DENGELERİ DEĞİŞTİRİRMİ

ERKEN SEÇİM OLUR MU?

ZEYTİN YAĞINDA SAHTECİLİĞE DİKKAT VE ORTAYA KARIŞIK YAZILAR