21 Ekim 2020 Çarşamba
ULUSAL VE YEREL GAZETECİLİK -1

ULUSAL VE YEREL GAZETECİLİK -1

Gazetecilik, ağır toplumsal sorumluluğu olan sosyokültürel bir uğraştır. Gazete(cilik), meşakkatli ve mesuliyetli bir bilgi edinme ve haber ulaştırma aracıdır. Gazeteciliğin evrimine bakarsak ilk sırada -tabii ki- gazete gelir… Sonrasında dergi, mecmua, ansiklopedi… Daha sonrasında da radyo ve televizyon gelir; internetle de elektronik basın… Gazetecilikten önce ne vardı derseniz, ‘tellal ya da çığırtkan’ derim!  

Gazetecilik, evrenimizin, dünyamızın, ülkemizin ve de bölgemizin coğrafik, tarihsel, sosyal, ekonomik, politik ve kültürel olaylarını, bu konulardaki değişim ve gelişmeleri günü gününe ya da haftadan haftaya veya aydan aya ama doğruluk ve gerçekçilik çerçevesinde ‘yorumlu ya da yorumsuz’ kamuya (okurlarına) ulaştırmaktır.

Gazete(ci)ler bu kamusal görevi yaparken yasalarla sınırlandırılmış basın-ahlak kurallarına riayet ederler. Yalan yanlış, çarpıtılmış, aldatıcı ve de çıkar içerikli yanlı haberler üretemezler(!)… Bir ideolojiye, bir fikre, bir şahsiyete aşağılayıcı, hakaret ve küfür içerikli beyanlarda bulunamazlar(!), sataşamazlar(!)…

Gazetecilerin asli görevlerinden biri de görev yaptıkları ilde, ilçede ve de ülke genelinde toplumun genelini ilgilendiren ‘her türlü sosyopolitik, sosyokültürel ve sosyoekonomik -güncel ve evrensel- mevzularda’ haber vermek ve kamuyu ilgilendiren konularda haberler vermek ve de köşelerinde konu ile ilgili yorumlar yapmaktır.

Ulusal ve yerel manada sosyoekonomik, sosyopolitik ve sosyokültürel konularda sorunları ve detayları araştırmak; sorunlara, eksikliklere ve noksanlıklara çözümsel yaklaşımlar getirmek ve de elzem gereksinmeleri gündemde tutarak gazetecilik mesleğini korkusuzca ve de yansız ve dolansız olarak yapmalıdır…

Gazete ve gazeteciler; yangını söndürmeye giden itfaiyeciler değildirler ve de hiçbir konuya duyarsız olamazlar… Onların görevi olanı ve olabileceği gören ve kamu ile paylaşandır… Ülkenin ya da yaşadığı bölgenin A’dan Z’ye haber değeri taşıyan olumlu ya da olumsuz konuları; yapılanmaları, ekonomik sıkıntıları ve de gayri ahlaki mevzularda –yazılı ve sözlü- bilgilendirmelerde bulunurlar. Ve hatta belediyecilik hizmetlerinin baş teşvikçileri de gazete(ciler)dir.

Gazeteciler, sosyal medya da bir ellerinde kamera, bir ellerinde mikrofon; haber için koşuşturmanın semeresini, birilerini bilgilendirmiş olunca bilgilendirme onurunu yaşarlar… Bilgi servis edip ve bilinmeyeni açığa çıkararak kamuoyunu bilgilendirdiğin sana gazeteci –basıncı- derler.

Dünyanın neresinde olursa olsun, bir gazetecinin görevi ağır ve sorumluluklarla yüklüdür. Yıpranma payı birçok uğraştan daha fazla olsa da bir gazeteciye -basının kendisine sağladığı gücü, kişisel çıkarları için kullanmadığı müddetçe- toplumu bilgilendirmenin kutsal onuru O’na yeter de artar bile.

Bir köşe yazarının görevi ise daha ağırdır. O, toplumu direkt ilgilendiren (kamunun ilgisini çekip, akıbeti konusunda merak uyandıran) olayları yorumlamakla yükümlüdür. Köşe yazarı, herhangi bir konunun yorumunda sabit fikirli olmaz(!), olamaz(!), olmamalıdır

O, üst düzeyde bir bilinç sahibi olarak yasal ve ahlaki konulardaki sınırlandırmalarda kendini sınırlandırmasını bilendir…  Bilgiden ve mesnetten yoksun görüşler ileri sürmez, süremez(!)… Kendi görüşlerinin doğruluğu ve kabulü hususunda okuyucusunu zorlayamaz… O, genel manada sosyal sorunların ve gereksinimlerin bir nevi tesbit edicisi ve uyarıcısıdır… Belgesiz ve de ispattan yoksun görüş beyan edemez, etmez(!)… Bir gazete de okurun tek ve direkt muhatabı (bir de yorumlu haberde imzası bulunan muhabir) odur; hele de bir yerel gazetede köşe yazarlığı (ya da muhabirlik) yapıyorsa!

Yerel gazetelerde köşe yazarlığı yapmak zor ve sıkıcıdır, yazar açısından!.. Hele de bu gazete haftada ya da onbeş günde bir yayınlanıyorsa; ülke sathındaki ve bölgenizdeki sosyal olgu ve değişimlerin güncelliğini yakalamanız oldukça zorlaşır; özellikle de ülke genelini ilgilendiren konularda günlük olayların akış hızını yakalamanız ‘neredeyse’ imkânsızlaşır…

Haftada bir; üstelik, gazetenin basıldığı günden en az iki gün önce yazınızı vermeniz gerekliliğini de göz önünde bulundurursanız, varın siz düşünün; eskimiş, hımsımış gündemler içinden geçmişin konu seçimi yapınız, yapabilirseniz!.. Bu konuda gerek haber gibi haber açısından, gerek makale konusu açısından içsel sıkıntı yaşarsınız… Ki bu yerel basının her kolunda değişmez bir gerçektir ve ne yazık ki okuyucunun çoğu bunu bilmez, bilemez.

Okuyucu ‘yalnızca ve daima’ sosyal yaşamına rehberlik edecek, ekonomik ve yetişkisel sorunlarına açıklık getirecek yazılar ister. Sorunlarını hangi ölçüler içinde yapılabilir, çözümlenebilir ‘aydınlatıcı’ yorumlar bekler.

Olmuşu değil, olmuşa bir spiker ağzı ile yaklaşan bir yazar ise hiç değil; en azından, nicelik akışı içinde oluşmaya başlayan can alıcı güncel hedeflere dair “neler olabilir, neler yapılmalıdır?” derken:

Sorulması elzem olan soruların karşılığı olarak somut bilgilendirmeler ister! Okuyucu ki; haftalık ve yerel bir gazete de olsa okuyucusunu bağlayan en anlamlı özellik -bence, hak hukuk çerçevesinde, kimseyi küçük düşürmemek ve mağdurun safında yer alırken- yazarlık ve muhabirlik yetkilerinde tarzları; doğruluk, dürüstlük, saygı, nitelik ve tutarlılık, olmalıdır derim.

12.09.2020 (Kemal CENGİZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

KİMSE YOĞURDUM EKŞİ DEMEZ…

TERİMLER, KAVRAMLAR VE ATASÖZLERİMİZ

BİZE ÖZGÜ TARTIŞMA SEVİYESİ

DÜŞÜNMEK TEHLİKELİDİR!

DEMEK MÜSEBBİMİZ ATATÜRK DEVRİMLERİ TRAVMASIYMIŞ

BİRAZ SERİNLEMEK İSTER MİSİNİZ?

DİKENLİ DİKENSİ BİR GÜLDESTE

BİRKAÇ KONUDA SORUMLU VE SORUMSUZLUK ÖRNEĞİ -1

GAZİANTEP ile NİZİP Olarak: NE VERİYORUZ, NE ALIYORUZ?